Firmaların fikrin doğuşundan ticarileşmesine kadar A’dan Z’ye tüm süreçlerinde yanlarında oluyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirlik projeleri dahil olmak üzere iş planlarının oluşturulması, fizibilite çalışmaları ve analizlerin yapılmasına kadar bütün süreçleri üstleniyoruz.
Sürdürülebilirlik artık firmalar için bir tercihten çok zorunluluk hâline gelmiş durumda. Bunun temel sebebi; doğal kaynakların doğru ve verimli kullanılması, üretilen ürünlerin uluslararası pazarlarda rekabet edebilir olması ve özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın getirdiği zorunluluklardır. Artık konu sadece üretmek değil; doğayla uyumlu, çevreye zarar vermeyen bir üretim anlayışını benimsemek.

Gerek Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, gerek Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, gerekse kurumsal karbon ayak izi gibi birçok uygulama; çevreye duyarlılık, atıkların azaltılması, hava ve su kirliliğinin önlenmesi gibi alanlarda firmaların sorumluluklarını artırıyor.
Bizim destek verdiğimiz projelerin büyük bölümü TÜBİTAK projeleri, yeşil dönüşüm programları ve çatı GES (güneş enerjisi) gibi sürdürülebilirlik projelerinden oluşuyor. Enerji verimliliği, çevresel etki analizleri ve yaşam döngüsü değerlendirmeleri gibi çalışmalarla firmaların sürdürülebilirliği zorunlu bir süreç olarak yönetmesine destek oluyoruz. Artık markalar için 1, 3 ve 5 yıllık planlarda, atıkların ne kadar azaltılacağı veya bu azaltımlar için hangi projelerin yürütüldüğü sorgulanıyor.

Geleceğe yönelik planlarımızda ise her firmanın ürün bazlı karbon ayak izi hesaplamasına geçmesi gerektiğini vurguluyoruz. Çünkü birçok firma hâlâ ürünlerinin karbon ayak izi konusunda yeterli farkındalığa sahip değil. Bu nedenle önümüzdeki dönemde firmaların bu dönüşümü benimsemeleri ve süreçlerini karbon ayak izi odaklı bir maliyet muhasebesi mantığıyla yönetmeleri kritik önem taşıyor.









